REDDİ MİRAS DAVASI (MİRASIN REDDİ) NEDİR?

MİRASIN REDDİ DAVASI 

Reddi miras, miras bırakanın mirasını kabul etmeme, reddetme beyanı anlamına gelmektedir. Kanuni ve atanmış mirasçılar, mirası reddedebilir. Mirasın reddi davası, mirasçıları korumak amacı ile getirilen uygulamadır. Miras bırakan tarafından mirasçılara geçen borç miktarının mirastan fazla olması durumunda mirasçılara  mirası reddetme imkanı tanınmıştır. Miras bırakanın ölümü ile miras, bir bütün olarak mirasçılara geçtiği için mirasçıların mirası reddetmesi halinde, mirasbırakanın borçlarından da sorumlu olacaklardır. TMK 599 maddesi gereği mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.

Miras 2 şekilde reddedilebilir. Bunlar; Mirasın gerçek Reddi ve Mirasın Hükmen Reddi olmak üzere 2 şekildedir. Birincisi mirasın reddinin aslolan şeklidir. Bu ret şeklinde mirasçının, mirasın reddine dair açık bir irade beyanı aranır. Mirasın reddinin ikinci şekli ise, ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.

1- Mirasın Gerçek Reddi Davası

Mirasbırakanın ölümü halinde borçlarının alacaklarından fazla olması durumunda kanuni yada atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. Mirasın gerçek reddinde, mirasçıların, mirası kayıtsız şartsız reddettiğine ilişkin sözlü veya yazılı beyanı, bozucu yenilik doğurucu hak niteliğinde olup, sulh hukuk hakimi tarafından tutanakla tespit edilmekle hukuki sonuç doğurur. Böyle bir davada sulh hukuk hakiminin görevi, reddin süresinde olup olmadığı ve reddedenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca red beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir. Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar (TMK m. 606).

Mirasın reddi istemi, mirasın açıldığı yerin sulh hukuk mahkemesinde mirasçı tarafından sözlü veya yazılı beyanla yapılabilir. Buradaki yetki kesin olup, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görevli ve yetkili mahkemedir. (TMK 609. md - Y.2.HD 2009/129191 E. - 2009/17413 K.)

2- Mirasın Hükmen Reddi Davası

Terekenin borca batık olması durumunda mirasçıların mirası reddetmesi olarak açıklanır. Ancak hükmen redde mirasçıların terekenin borca batık halde olduğunu resmi şekilde yada açık olarak belirlenebilir şekilde kanıtlaması gerekmektedir.

Hükmi ret, tereke alacaklısına karşı açılacak davada, miras bırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olduğunun tespiti niteliğindedir. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. En yakın mirasçıların tamamının tarafından mirasın reddedilmesi halinde miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.

Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.

Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Ayrıca, TMK’nın 610/2. maddesine göre terekeyi sahiplenen mirasçıların mirası reddetme hakkı bulunmadığından davacı mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadıkları da araştırılmalıdır. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2017/2819E., 2021/570 K.)

KİMLER MİRASI REDDEDEBİLİR?

Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. Mirası reddeden kişinin fiil ehliyetine sahip olması gerekmektedir. Velayet altındaki sınırlı ehliyetsizler için reddi miras, yasal temsilcisi tarafından yapılabilecektir. Tam ehliyetsiz kişiler açısından ise reddi miras, vasi tarafından yapılacaktır.

MİRASIN REDDİ NASIL YAPILIR?

Reddi miras, mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile yasal ve atanmış mirasçılar tarafından yapılabilir. Reddi mirasta reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Reddi mirasın gerçekleşebilmesi için mirasçının red beyanını içeren reddi miras davası dilekçe örneğini mahkemeye sunması gerekmektedir. Ayrıca red beyanı hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde net ve şartsız olmalıdır.

MİRASIN REDDİ DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME HANGİSİDİR?

Reddi miras davası yada mirasın reddi davasında görevli mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. TMK' nın 609. maddesinde “Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Yetkili mahkeme ise TMK' nın 576. Maddesinde “ Miras, malvarlığının tamamı için miras bırakanın yerleşim yerinde açılır” şeklinde yetkili mahkemenin de miras bırakanın en son yerleşim yeri mahkemesi olduğu belirtilmiştir.

MİRASIN REDDİNİN SÜRESİ VAR MIDIR?

Mirasın gerçek reddi, üç ay içinde yapılır. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Red beyanı 3 ay içerisinde Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmelidir. 3 aylık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Sürenin geçip geçmediğini inceleyen mercii Sulh Hukuk Mahkemesidir.

Yasal mirasçı için 3 aylık süre mirasbırakanın vefatı ile başlayacaktır. Ancak mirasçı, mirasçı olduğunu mirasbırakanın ölümünden sonra öğrenmiş ise 3 aylık hak düşürücü süre mirasçı olduğunu öğrenmesi ile başlayacaktır.

Mirasın hükmen reddi davasında Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 maddesi hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tabi değildir.

Türk Medenî Kanununun 605/1. maddesinde "gerçek ret", 605/2. maddesinde ise "hükmen ret" düzenlenmiştir. TMK'nın 605/1. maddesi uyarınca miras ancak üç ay içinde reddolunabilir. (TMK m. 606) “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” Bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/6323 E.,2020/8318 K)

Atanmış mirasçılar açısından ise hak düşürücü süre; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için vasiyetnamenin kendilerine resmi olarak bildirildiği tarihten itibaren başlar. Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur. Bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer vasiyetnamenin açılması sırasında diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere çağrılır. Mirasbırakanın sonradan ortaya çıkan vasiyetnameleri için de aynı işlemler yapılır.

ÜÇ AYLIK REDDİ MİRAS SÜRESİNDE MİRASÇININ ÖLMESİ DURUMU

Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer. Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre, kendilerinin mirasbırakanından geçen mirasın reddi için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez. Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.

REDDİ MİRAS SÜRESİ UZATILABİLİR Mİ? 

Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir. Ret süresi dolmamış ise sürenin uzatılması istenecek, süre dolmuş ise yeniden süre verilmesi istenecektir. Ancak ek süre talebi için haklı ve önemli bir sebebin var olması gerekmektedir. Önemli sebeplere örnek olarak mirasçının uzun ve ağır şekilde hastalanması, terekenin çok fazla malvarlığı ve borç içermesi sebebi ile karmaşık hale gelmesi örnek gösterilebilir.

MİRASIN REDDİNİN GERİ ALINMASI MÜMKÜN MÜDÜR?

Mirası reddettikten sonra mirasçı, bu işlemi geri alamaz. Ancak reddi miras işleminde hata, hile, ikrah bulunması halinde borçlar Kanunu hükümleri gereğince reddin iptali talep edilebilir. İkinci olarak mirası reddeden mirasçı, diğer mirasçıların rızasını almak şartı ile reddi mirastan geri dönebilir.

MİRASÇILARDAN BİRİ MİRASI REDDEDEBİLİR Mİ?

Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden kanuni mirasçı, mirasbırakandan önce ölmüş gibi işlem yapılır. Reddeden mirasçının altsoyu var ise, reddedilen hisse mirasçılara geçer, altsoyu bulunmuyor ise diğer mirasçıların hissesi artmış olur.

Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.

EN YAKIN TÜM MİRASÇILARIN MİRASI REDDETMESİ

En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. Her terekede mutlaka mirasçı bulunur. Mirasçısı bulunmayan bir terekede devlet kanuni mirasçı olur. En yakın mirasçılardan kastedilen mirasbırakanın eşi yada altsoyudur. Altsoyun Tamamının Mirası Reddetmesi Durumunda bunların payı sağ kalan eşe geçer.

Mirasın Sonra Gelen Mirasçılar Lehine Reddi

Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar. Bunun üzerine miras, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.

MİRASIN REDDİ HALİNDE ALACAKLILARIN DURUMU

Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir. Mirasçının, mirasla kazanacağı malları sırf alacaklılarına kaptırmamak amacı ile, mirası reddetmesi söz konusu olmaktadır.

MİRASIN REDDİNİN İPTALİ DAVASI

Miras alacaklılarının mirasın reddinin iptalini isteyebilmeleri için birtakım şartlar öngörülmüştür. Bunlar ; mirasın açılmış olması, mirasın süresinde reddedilmesi, mirası reddeden mirasçının malvarlığının borcuna yetmemesi, reddeden mirasçının alacaklılarına zarar verme amacı ile hareket etmiş olması, alacaklılar ve iflas idaresine mirasçı tarafından yeterli güvence verilmemesi halinde mirasın reddinin iptali istenebilir.

Mirasçının alacaklılarına karşı teminat göstermesi halinde, reddin iptali davasının açılması engellenebilir. Teminat gösterilmesi halinde dava açılamaz, dava açılması halinde dava düşer.

Mirasın reddinin alacaklılar tarafından iptali, dava yolu ile talep edilebilir. Mirasın reddinin iptali davasının 6 ay içinde açılması gerekmektedir. Altı aylık süre hak düşürücü süre olup, bu sürenin başlangıcı mirasçının mirası reddettiği günden itibaren başlar. Mirasın reddinin iptali davasında görevli mahkeme, Asliye hukuk mahkemesidir. Reddin iptali konusunda yetkili mahkeme de mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesidir.

Reddin iptali davasının tarafları; Reddeden mirasçının alacaklıları ve iflas idaresi reddin iptali davasının davacılarıdır. Mirası reddeden mirasçı davalıdır. Mirasın açılmasından önceki son beş yıl içinde yapılmış kazandırmalar var ise, bu işlemlerde mirasbırakanın, alacaklılarından mal kaçırma amacı içinde olduğu kabul edilir.

MİRASBIRAKANIN ÖDEMEDEN ACZİ NEDENİYLE RED

Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Red hükümlerinin oluşabilmesi için mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması gerekmektedir.

Mirasbırakanın ödemeden aczinin resmen tespit edilmiş olduğu duruma mirasbırakanın alacaklılarının ödemeden aciz belgesi alması, yada mirasbırakanın iflasına karar verilmesi, malları üzerinde hacizlerin bulunması örnek verilebilir. Mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğu durumda ise mirasbırakanın borca batık halde olduğunun yakın çevresi tarafından bilinmesi olarak yorumlanabilir.

REDDİ MİRASTA DENKLEŞTİRME

Ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar. Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır. İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar. Denkleştirmede sadece yasal mirasçılar yükümlü olup, atanmış mirasçıların denkleştirme yükümlülüğü yoktur.

MİRASIN REDDİ (REDDİ MİRAS) YARGITAY KARARLARI

Mirasın Reddinin İptali

“…Davacı, davalıların murisinin alacaklısıdır. Kanun koyucu murisin alacaklılarına mirasçıların mirası ret hakkından mahrum olduklarının tespiti davası açma imkanı tanımıştır. Ödemeden aciz bir murisin mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklarına karşı ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar (TMK m. 618 f.I). Murisin alacaklılarının korunması belirtilen koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Bunun için; miras açılmış olmalı, ödemeden aciz bir muris bulunmalı, miras süresinde reddedilmelidir. Reddeden mirasçıya kazandırma yapılmış olmalıdır. Mirasın kayıtsız şartsız reddi kararının iptali davalı tüm mirasçılara yöneltilmelidir. Bu konuda açılacak dava herhangi bir süreye tabi değildir. Mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli olabileceği gibi resmen tespit edilmiş olabilir. Borç, mirasbırakana ait olmalıdır. Miras bırakanın ödemeden aczi her türlü delille ispatlanabilir. İspat yükü davacıdadır. Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m 575).

Somut olaya gelince; mahkemece, murisin hesabında bulunan ve babası ... tarafından gönderildiği tespit edilen 89.000,00 TL'nin mirasçılara ödenmesinin askeri mahkeme kararına dayalı olarak yapılmış olması nedeni ile, mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü değer olmadığı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesinde açıklandığı şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez.

Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 01/02/2011 tarihli 2012/35 sayılı el koyma kararı ile muris ...’ün hesaplarında bulunan 204.971.00 TL'ye bloke konulmuş, el koyma kararına yapılan itiraz üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 17.2.2012 tarih 2012/80 müteferrik sayılı kararı ile murisin hesabında bulunan paranın 89.000,00 TL'sinin babası ... tarafından 13/01/2012 tarihinde EFT ile gönderildiği tespit edilerek bu kısım üzerindeki el koymanın kaldırılmasına karar verilmiş, davalı mirasçılar da bu parayı 16.03.2012 tarihinde almışlardır. Askeri mahkemenin el koyma kararı ve el koyma kararının kaldırılması kararları murisin hesabındaki paranın suç unsuru olup olmadığı ile ilgili kararlardır. El koyma kararının kaldırılması ile tasarruf edebilme imkanı doğar, el koyma kararının kaldırılmasından sonra mirasçılar kendi iradeleri ile murisin hesabındaki 89.000,00TL’yi alarak, 16.03.2012 tarihinde verdikleri veraset ve intikal vergi beyannamesinde intikal eden menkul mal olarak bu değeri göstermişlerdir.

Mahkemece, davalıların murisi ...’ün hesabında bulunan 204.971.00 TL'den el koyma kararı kaldırılmış kısım olan 89.000,00 TL'sinin mirası reddeden mirasçılar tarafından alınarak mal edinildiğinden terekenin benimsendiği kabul edilerek, davanın kabulü ile mirasın reddinin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir...” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 04.02.2021 T. 2020/3407 E., 2021/613 K.)

Mirasın Gerçek Reddi Davası – Mirasın Hükmen Reddi Davası

 “…Davanın açıldığı tarihten önce yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu görevli mahkemenin tayin ve tespitinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda, görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğunu hükme bağlamıştır (HMK.m.2/1). Bu nedenle, mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca mirasın gerçek reddi davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Mirasın hükmen reddinin tespiti davasında davanın açılması için herhangi bir süre öngörülmemiş iken, mirasın gerçek reddi davası 3 aylık süreye tabidir. (Türk Medeni Kanununun madde 605/1, 606)

Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesi uyarınca hasımsız olarak açılan mirasın gerçek reddine ilişkin davada yerel mahkemenin görevi; isteğin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatının bulunup bulunmadığının tespiti ile süresinde başvuru ve usulüne uygun bir talep bulunduğu takdirde Türk Medeni Kanununun 609. maddesinde gösterilen usule göre işlem yapmaktan ibarettir. Bilindiği üzere, mirasın kayıtsız şartsız reddine ilişkin beyan; bozucu yenilik doğurucu niteliktedir. Bu beyan sulh mahkemesine ulaşmakla sonuç doğurur. Hükmen ret ise tereke alacaklısına karşı açılacak davada, miras bırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olduğunun tespiti niteliğindedir.

Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde yer alan "En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir" hükmüne göre mirasın gerçek reddini tespit ve tescil edip başka mirasçı bulunmadığını gören mahkemenin terekeyi iflas hükümlerine göre re'sen tasfiye etmesi gerekir. Bu madde uyarınca yapılacak tasfiye ise süreye bağlı değildir. Sulh hukuk mahkemesince, en yakın mirasçıların mirası reddettiklerinin belirlenmesi halinde, herhangi bir başvuruya gerek olmadan kendiliğinden resmi tasfiye yoluna gidilmesi gerekir.

Dava; mirasçılar tarafından hasım gösterilmeden süresi içinde açılan Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesi gereğince mirasın gerçek reddine ilişkindir. Mirasbırakanın terekesinin borca batık olduğunun belirtilmesi mirasın hükmen reddinin tespitini talep etmek değildir ret sebebini açıklayan bir beyandır. Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir…” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 01.02.2021 T. 2017/1987 E.,2021/458 K.)

Mirasın Hükmen Reddi Davası

“…Dava, trafik kazasında yaralanan üçüncü şahsa ... tarafından ödenen maddi tazminatın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Türk Medenî Kanununun 605/1. maddesinde "gerçek ret", 605/2. maddesinde ise "hükmen ret" düzenlenmiştir. TMK'nın 605/1. maddesi uyarınca miras ancak üç ay içinde reddolunabilir. (TMK m. 606) “Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” Bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir.

Davalılar vekili savunmalarında murisin pasifinin aktifinden fazla olduğunu ve borca batık olduğunu, bu nedenle mirasın hükmen reddi hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunmuş, mahkemece ölüm tarihindeki murisin varlığı hususunda bir takım araştırmalar yapılmış ise de terekenin borca batık olup olmadığı, murisin aciz içinde ise mirasın hükmen reddi şartlarının var olup olmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmiştir. Terekenin borca batık olduğunun tespitine karar verilebilmesi için; miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle terekenin aktif ve pasifinin belirlenerek, tereke pasifinin aktifinden fazla olması yanında; mirasçıların terekeye sahiplenme anlamına gelecek hukuksal bir işlemde bulunmamış olması da gereklidir. Bu kapsamda mahkemece davalıların mirası hükmen reddi şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda terekenin aktif ve pasifi ile mirasçıların terekeyi sahiplenme anlamına gelecek hukuksal bir işlemde bulunup bulunmadıklarının araştırılarak açıklanan maddi ve hukuksal olgulara hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerekmiştir…”(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 19.11.2020 T., 2019/73 E., 2020/7343 K.)

Mirasın Tüm Mirasçılar Tarafından Reddi – Taraf  Ehliyeti 

“…Somut olayda, ortaklığın giderilmesi suretiyle yapılan satış sonrası açılan ihalenin feshi davasında, 80 ada 3 parsel hissedarı olan Firaz Gündoğdu’nun ihalenin feshi davasında taraf olarak gösterilmesi gerekirken davada yer almadığı, davalı hissedar ...‘ya yargılama aşamasında çıkartılan tebligatların bila tebliğ iade edilmesi üzerine Tebligat Kanunu’na göre adres araştırması yapılıp yeniden tebligat çıkartılmadığı, hissedarlardan ...’ın 19/12/2016 tarihinde vefat ettiği ve ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/83 E.-2017/1678 K. sayılı ilamı ile mirasçılarından ... ve ...‘ın 21/04/2017 tarihinde mirası kayıtsız şartsız reddetmesi üzerine ...’ın yargılama aşamasında ölümü ile taraf ehliyetinin son bulduğu dolayısıyla 6100 sayılı HMK’nun 55. maddesi hükmü uyarınca mirasçıların malvarlığı haklarını da etkileyen işbu dava da mirası reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte davada yer almaları, dosya kapsamından anlaşılmamakla birlikte, mirasın tüm mirasçılar tarafından kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit edilmesi halinde terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesine ilişkin sürecin beklenilmesi, yine mirası reddeden kişiler için taraf sıfatının bulunmadığı dikkate alınarak husumetin yöneltilemeyeceği, ...’ın 03/03/2010 tarihinde vefat ettiği, mirasçıları ... ve ...’nun duruşmada alınan beyanlarında mirası kayıtsız şartsız reddettiklerini bildirdikleri dikkate alınarak, ölü şahıs aleyhine dava açılamayacağı ancak HMK‘nun 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği ile mirası kabul eden mirasçılara husumetin yöneltilebileceği, mirasın tüm mirasçılar tarafından kayıtsız şartız reddi halinde terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesine ilişkin sürecin beklenilmesi, yine hissedar ...’nın 04.07.2019 tarihinde vefat ettiği görülmekle yargılama sırasında taraf ehliyetinin son bulduğu dolayısıyla HMK 124 ve TMK 605 vd. maddeleri hükmü uyarınca taraf teşkilinin sağlanarak karar verilmesi gerekmektedir. O halde mahkemece yukarıda izah edildiği şekilde taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam olunması ve oluşacak sonuca göre hüküm tesis edilmesi için kararın bozulması cihetine gidilmiştir.” (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 03.03.2021 T., 2021/684 E., 2021/2377 K.)